TEMİNAT SENEDİ


teminat senedi resmi

Teminat senedi ile aslında kişi borç altına girmemekte yapacağını söz verdiği işin tam ve eksiksiz olarak zamanında tamamlanacağının garantisini vermektedir. Söz verildiği gibi zamanında ve tam olarak iş tamamlanmadığı durumlarda, bu senette yer alan teminat hükümleri geçerli olacaktır. Anlaşılacağı üzere teminat senedi kişiyi borç altına sokan bir senet değildir. Kişi bu senedi imzalaması ile verdiği taahhüdü yerine getirmediği takdirde sorumluluğu olduğunu kabul etmektedir.

Teminat senetleri ile ticari hayatta sıklıkla karşılaşılmaktadır. Bunun sebebi ise sözleşmenin taraflarının işin yapılmaması veya eksik yapılması durumunda zararının karşılanacağını garanti altına almak istemesidir. Teminat senetlerinin ticari hayatta ekonomik güveni tesis ettiğini ve işlemleri hızlandırdığını söylemek yerinde olacaktır.

Uygulama Sahaları

            Borç senetleri kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe konu olabilmektedir. Bunlar bono, poliçe ve çektir. Kambiyo senetleri para niteliği taşıyan alacak hakkı veren kıymetli evraklardır. Teminat senetleri kayıtsız şartsız borç ikrarı içermemesi sebebiyle kambiyo senedi vasfı taşımazlar bu sebeple kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe konu olamazlar. Ancak Yargıtay teminat senedi olabilmesi için bazı kıstaslar getirmiştir. Şöyle ki bir senette tek başına “teminat içindir” veya “teminattır” ifadelerinin bulunuyor olması o senedin teminat senedi olduğu anlamına gelmez. Nitekim bu durumlarda kambiyo senedine mahsus haciz yolu ile takip yapılabilmektedir. Birazdan bahsedeceğimiz hususlar doğrultusunda teminat senedi niteliği taşıyan senetler ise genel haciz yoluyla takibe konu olabileceği gibi aynı zamanda alacak davalarına da konu olabilmektedir. 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12-496/534 sayılı 20.06.2001 tarihli ilamında;

“(…) Takip konusu senet arkasında ‘işbu senet teminattır’ biçimindeki açıklama, neyin teminatı olduğunu açıkça belirtmediğinden, anılan senedin teminat senedi olduğunun kabulüne yeterli değildir. Dairenin yerleşik ve süreklilik arz eden içtihatları da bu yöndedir.(…)” 

Dolayısıyla tek başına teminattır ibaresi senedin teminat senedi olduğunu göstermez.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2018/11241 Esas, 2019/16137 Karar, 7.11.2019 tarihli ilamında;

“(…)Takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerekir (HGK’nun 14.03.2001 tarih ve 2001/…-233 E, 2001/257 K. sayılı ve yine HGK’nun 20.06.2001 tarih ve 2001/…-496 Sayılı kararları). Senet üzerine yazılmış teminat kaydının senet metnine dahil olması gerekir.

Somut olayda, takip dayanağı bononun incelenmesinde, bononun sol ön yüzünde; ”İş bu Senet Daire Teminat ipotekleri çözüldüğünde düşer” ibaresinin senet metni dışında kalacak şekilde yazıldığı anlaşılmıştır. Senet metnine dahil olmayacak şekilde yazılan teminat kaydı senedin kambiyo vasfını etkilemez. Borçlu tarafından teminat iddiasını ispata yarar başkaca delil de ibraz edilmediği anlaşılmıştır.

O halde Bölge Adliye Mahkemesince, borçlunun itirazının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.(…)”

Anlaşılacağı üzere teminat senedinden bahsedebilmek için hangi ilişkinin teminatı olduğu açıkça gösterilmelidir.

Senedin Teminat Senedi Olabilmesi İçin Taşıması Gereken Unsurlar

  1. Senette teminat senedidir ibaresinin bulunması gerekmektedir.
  2. Hangi sözleşmeye konu olacağının açıkça belirlenmesi gerekmektedir.
  3. Senedin arka yüzüne ise hangi konu olacağının açıklanması gerekmektedir.
  4. Bahse konu sözleşme konusu tamamlandığında teminat senedinin hükümleri geçersizdir, ciro edilemez notu yazılmalıdır. 

Ayrıca boş senete atılan imzalar borç doğursa da yasal değildir. Tarafların bilgisi halinde doldurulmalıdır. Alacaklı, işveren tarafından tutarı boş bırakılan senetler imza için talep edilemez. Boş bırakılıp sonradan doldurmak aynı zamanda suçtur. Bu durum Türk Ceza Kanunu 209. Maddedeki açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturur.

Şikayet Ve Borca İtiraz Ayrımı

            Senedin teminat senedi olduğu durumlarda ileri sürülecek hususun borca itiraz mı yoksa şikayet mi olacağı tartışmalıdır. Pekcanıtez/Atalay/Özekes İcra İflas Hukuku 2018 Bası, 248. Syf, 4.f’da şu şekilde açıklamaktadır;

“(…) Senedin teminat senedi kaydını içermesi, onun kambiyo senedi vasfını etkileyecekse, o zaman bunun şikayet yoluyla ileri sürülmesi gerekir. Yargıtay kararlarında, bir ayırım yapıldığı görülmektedir. Senette sadece ‘teminat senedidir’ ya da bu anlama gelecek soyut ifadeler kullanılmışsa, bunun senedin kayıtsız şartsız ödeme durumunu etkilemeyeceği ve dolayısıyla senet vasfını zedelemeyeceği, bu durumda kural olarak borca itirazın söz konusu olacağı; şayet teminata ilişkin soyut ifadeler değil, taraflar arasındaki gerçek bir ilişki olduğunu gösteren senet üzerinde ya da başka bir belgede açık kayıt varsa, o zaman da senedin kayıtsız ve şartsız ödeme yönü zedelenmiş olacağından, kambiyo senedi vasfının etkileneceği ve şikayet yoluna başvurulması gerektiği kabul edilmektedir.(…)”

            Yani teminat senedi vasfına haizse buna ilişkin şikayeti ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 5 gün içerisinde icra mahkemesine bildirmek zorundadır. Aksi halde cebri icraya devam olunacaktır. Bu süre kesin süredir başvurulmadığı takdirde hak düşürücü süre olması sebebiyle sürenin uzatılması mümkün değildir. Konuya ilişkin olarak Yargıtay’ın kararları da mevcuttur.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2009/29141 Esas, 2010/68 Karar, 11.1.2010 tarihli ilamında;

“(…) İİK’nun168/3. maddesi uyarınca, yapılan takibin şekline göre, borçlu, senedin kambiyo senedi vasfını haiz olmadığına yönelik şikayetini yasal ( 5 ) günlük süre içerisinde icra mahkemesine bildirmesi gerekir. Söz konusu süre kesin süre olup, başvurulmaması halinde hak düşürücü süre sebebiyle sürenin uzatılması mümkün değildir.

Somut olayda yapılan takiple ilgili olarak gönderilen 10 örnek ödeme emri, borçluya 07.01.2009 tarihinde tebliğ edilmiş olup, borçlu da tebliğ tarihinin 07.01.2009 olduğunu şikayet dilekçesinde belirtmiştir. Bu durumda şikayetin yasal 5 günlük süre içerisinde ( en geç 12.01.2009 tarihinde ) yapılması gerekirken, bu süreden sonra 13.01.2009 tarihinde başvuruda bulunulduğundan ve bu hususun mahkemece re’sen gözetilmesi gerektiğinden, borçlu isteminin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esası incelenerek istemin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.(…)”

Ancak senette sadece ‘teminattır’ ibaresinin mevcut olduğu bir durumda borca itiraz söz konusu olacağı için borçlu 5 gün içerisinde icra mahkemesine itirazda bulunmak zorundadır. Bu ikili ayrım hak kayıpları yaşanmaması açısından önem arz etmektedir.

Sonuç olarak teminat senedi senedin hangi ilişkiye dayanılarak verildiğini ve şartlarını açık bir şekilde yazmalıdır. Sözleşme söz konusu ise sözleşmenin üzerine senedin vasıf ve unsurları yazılmalıdır. Sözleşme söz konusu değilse bile ek bir sözleşme veya protokol yaparak senede atıf yapılmasında her iki taraf için de fayda vardır. Aksi takdirde senet bir kambiyo senedi olacaktır. Borcu olmadığını iddia eden taraf iddiasını yazılı delil ile ispatlamak zorunda kalacaktır. Şikayet ve itiraz hususlarına da ayrıca dikkat etmek gerekmektedir. Bu durum ise ciddi problemlere neden olacaktır. Yukarıda belirttiğimiz ayrım, son derece önemli olup bu konuda herhangi bir hak kaybının yaşanmaması adına icra avukatı ile çalışılması tarafların menfaatine olacaktır.

0 Paylaşımlar